"Bir oyun da ben oynasam diyorum. El yazmalarındanalın lekeleriyle kurtulsam zamanın. Ürkütücü bilinmezliktenve rüzgârın kamçıladığı nesnelerden kaçabilsembir müddet. Hırpalanmasa durduk yere düşlerim; fedaetmeseler yarıda kalmışlıklarını biricik sahiplerine. Ah...her şeye ulaşma özgürlüğünün hapsettiği esaret! Çık ortaya.Çık da, binbir nefretle harmanladığım arzuları saygınlıklabezenmiş günahların koynuna yatırabileyim.Mülteciler tünese göğümden ama alıp gitmeseler maviyi.Nurtopu gibi bir cinayet söylemiyle açıklayabilsem aşkı...Kırık bir vazo, el değmemiş bir tutam toprak ya da berraklığındanödün vermeyen bir israf sürükleniverse ardımsıra.Aldatıcı yanlarım nüfuzlu çabalara sığınsa. Vedehş...